15 Mayıs 2011

İnönü Üniversitesi 1. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi

Prof. Dr. Sevil Atasoy'un Açıklamaları

Prof. Dr. Sevil Atasoy'un Açıklamaları

13 Mayıs 2011

Ünlü Kriminalist Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Defne'nin üzücü olayında bizim bilmediğimiz bir başka neden vardı" diyerek, kadına şiddetin de ancak eğitimle önlenebileceğini vurguladı.


Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin organizi ettiği, "1. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi"ne katılıp, burada bildiri sunan Kriminalist Prof. Dr. Sevil Atasöy, basın mensuplarının sorularını da cevaplandırdı.
Atasoy, "Adli bilimler ve deliller ile ilgileniyorum. Gayretim, Türkiye'de ileri ülkelere eşit olay yeri incelemesi yapılmasıdır. Bu kapsamda son 10 yılda çok ileriye gitti ancak hala yapılması gereken çok şeyler var" diyerek, televizyonun da halkı aydınlatma yönünde çok işe yaraması nedeniyle yarı belgesel bir polisiye dizide rol aldığını hatırlattı.
Atasoy, özellikle cinsel saldırılarda delil yetersizliği konusunda üzerine düşeni yapmak istediğini aktarıp, kadına şiddetin ancak eğitimle azalacağına ve önlenebileceğine dikkat çekti.
Prof.Dr. Sevil Atasoy, kadına şiddetin sembolü olan Ayşe Paşalı'yı 11 yerinden bıçaklayıp öldüren eski eşine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi ile ilgili olarak şunları söyledi:
"Önlenebilir bir olaydı. Devletin çok daha çabuk harekete geçip önlem alması gerekiyor. Vatandaş olarak da devletin önleyici tedbirlerine yardımcı olmak durumundayız. İster cinsel saldırı, ister erişkinlere yönelik şiddet olsun her türlü suçlar mutlaka önlenebilir. Ya mağduru, ya da olay yeri olmaya aday olanları ıslah etmemiz gerekiyor. Camı kırık binaları, bu tür mekanları ortadan kaldırmak lazım. Kadın, çocuk ve yaşlılara neler yapıp yapmamalarını öğretmeliyiz ki, başlarına bir şey gelmesin."

Sevil Atasoy İnönü Üniversitesi'nde

“Kadına şiddeti eğitimle önleyebiliriz“

Ünlü Kriminalist Prof. Dr. Sevil Atasoy, "Defne'nin üzücü olayında bizim bilmediğimiz bir başka neden vardı" diyerek, kadına şiddetin de ancak eğitimle önlenebileceğini vurguladı. 14.05.2011 09:11:45 

Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin organizi ettiği, "1. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi"ne katılıp, burada bildiri sunan Kriminalist Prof. Dr. Sevil Atasöy, basın mensuplarının sorularını da cevaplandırdı.

Atasoy, "Adli bilimler ve deliller ile ilgileniyorum. Gayretim, Türkiye'de ileri ülkelere eşit olay yeri incelemesi yapılmasıdır. Bu kapsamda son 10 yılda çok ileriye gitti ancak hala yapılması gereken çok şeyler var" diyerek, televizyonun da halkı aydınlatma yönünde çok işe yaraması nedeniyle yarı belgesel bir polisiye dizide rol aldığını hatırlattı.

Atasoy, özellikle cinsel saldırılarda delil yetersizliği konusunda üzerine düşeni yapmak istediğini aktarıp, kadına şiddetin ancak eğitimle azalacağına ve önlenebileceğine dikkat çekti.

Prof.Dr. Sevil Atasoy, kadına şiddetin sembolü olan Ayşe Paşalı'yı 11 yerinden bıçaklayıp öldüren eski eşine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi ile ilgili olarak şunları söyledi: "Önlenebilir bir olaydı.

Devletin çok daha çabuk harekete geçip önlem alması gerekiyor. Vatandaş olarak da devletin önleyici tedbirlerine yardımcı olmak durumundayız.

İster cinsel saldırı, ister erişkinlere yönelik şiddet olsun her türlü suçlar mutlaka önlenebilir. Ya mağduru, ya da olay yeri olmaya aday olanları ıslah etmemiz gerekiyor. Camı kırık binaları, bu tür mekanları ortadan kaldırmak lazım.

Kadın, çocuk ve yaşlılara neler yapıp yapmamalarını öğretmeliyiz ki, başlarına bir şey gelmesin."

"KİMİ ZAMAN ÖLÜM NEDENİ ORTAYA KONULAMAZ"

Türkiye'de bazı ölümler sonrası gereken otopsi konusundaki görüşlerini dile getiren Profesör Atasoy, Defne Coy Foster'in ölümü ve otopsisi konusundaki spekülasyonları da cevapladı.

Profesör Atasoy, "Kimi zaman ölüm nedeni ortaya konulamaz. Buna negatif otopsi diyoruz. Her şey zehirdir, mühim olan dozdur.

Zehirli maddelerin sayısı 3 binin üzerindedir. Bazı nedenlerden ötürü ölüm nedeni anlaşılmayabilir" diyerek, daha sonra şunu belirtti: "Defne'nin üzücü olayında bizim bilmediğimiz bir başka neden vardı.

İyi yönetilemeyen bir kriz olduğu için, basın bilgi gelmediği için bunun altında başka bir neden aradılar. Bu çok oluyor. Bir basın sözcüsü aracılığıyla medya mensuplarına bilgi verilmelidir.

Bilgi verilmeyince basın bir kaynak buluyor. Bu kaynak bazen doğru olmayabilir. Kurumlar basın sözcüsü kanalıyla medyaya sürekli gelişen bilgileri vermelidirler."