8 Şubat 2011

"Defne Joy’la ilgili rapor yok"

Defne Joy Foster’ın ölüm nedeni üzerine çeşitli iddialar ortaya çıkıyor. Sunucunun, solunum yetmezliğinden ölmediği, kanında uyuşturucu olabileceği söyleniyor.

Konuyla ilgili ntvmsnbc’ye konuşan Adli Tıp yetkilileri; Defne Joy’un ölümü ile ilgili henüz bir raporun olmadığını söylediler. Şu ana kadar bir rapor çıkmadığı, 5 – 6 hafta içerisinde bir rapor hazırlanacağı ve bunun da savcılığa teslim edileceği açıklandı.  Adli Tıp yetkilileri ayrıca bugüne kadar ölüm nedeni ile ilgili yapılan haberlerin tamamen duyumlara dayandığını, kendilerinin açıklama yapmasının mümkün olmadığını söyledi.

Defne Joy Foster'ın ölüm nedeniyle ilgili haberler karşısında sessizliğini bozan Adli Tıp Kurumu, ünlü sunucunun ölümüyle ilgili henüz bir rapor hazırlanmadığını açıkladı.

23 Ocak 2011

ECONOMIC AND SOCIAL COUNCIL CONSIDERS SOCIAL AND HUMAN RIGHTS QUESTIONS

30 July 2009
The Economic and Social Council this morning, in the context of its agenda item on social and human rights questions, considered issues relating to social development; crime prevention and criminal justice; narcotic drugs; United Nations High Commissioner for Refugees; comprehensive implementation of and follow-up to the Durban Declaration and Programme of Action; human rights; and the Permanent Forum on Indigenous Issues.


Sevil Atasoy, President of the International Narcotics Control Board, said multilateral drug control should be acknowledged as one of the twentieth century's greatest achievements. Over 95 per cent of United Nations Member States, covering 99 per cent of the world's population, had agreed to be bound by the provisions of the conventions. The licit control system had managed to absorb the significant increase of the number of substances controlled under the conventions and the continuously rising licit demand for narcotic drugs and psychotropic substances. Despite the ever-increasing scope of the international drug control system, diversions of narcotic drugs and psychotropic substances from the licit to the illicit market were virtually nonexistent. However, to claim that challenges did not exist would be to negate reality.


Reports

Sevil Atasoy, President of the International Narcotics Control Board, said over the past twelve months, the Board was engaged in various activities. The annual report of the Board for 2008 was officially launched in some 21 countries in February 2009. The Board also published a special report on the follow-up to the Special Session of the General Assembly on the world drug problem. Multilateral drug control should be acknowledged as one of the twentieth century's greatest achievements - over 95 per cent of United Nations Member States, covering 99 per cent of the world's population, had agreed to be bound by the provisions of the Conventions. The licit control system had managed to absorb the significant increase of the number of substances controlled under the conventions and the continuously rising licit demand for narcotic drugs and psychotropic substances. Despite the ever-increasing scope of the international drug control system, diversions of narcotic drugs and psychotropic substances from the licit to the illicit market were virtually nonexistent. However, to claim that challenges did not exist would be to negate reality. This was an important issue of public health, one that deserved special mention.
The second chapter of the report dealt with the normative aspects of the Board's work, with an emphasis on the operation of the international drug control system, as well as any challenges and possible remedial actions. In recent years, there had been a marked increase in the smuggling of cocaine consignments from South America through West Africa into Europe. The international community should provide Governments of countries in West Africa with all the assistance necessary to address the problem. Another development of concern was the continued illegal sale of internationally controlled and uncontrolled substances over the Internet. Since 2004, the Board had drawn the attention of Governments to the problem of trafficking in and abuse of ketamine, which was not currently under international control. The third chapter of the report examined the implementation of the drug control treaties at the national and international level. The Board also encouraged Governments to devote more resources for the treatment of drug addicts, which should be both in line with sound medical practice and the international drug control conventions. The international drug control system had stood the test of time with credit, but it was not perfect. It was undoubtedly capable of improvement, for that reason, there were procedures for its modification.

For use of the information media; not an official record

ECOSOC09037E

20 Ocak 2011

Bayan Kanıt'tan Münevver dersi

Kanıt'ın konsept danışmanı ve sunucusu Prof. Dr. Sevil Atasoy, polislere Münevver Karabulut cinayeti sonrasında yaşanan skandalı anlattı.
Kanıt dizisinin konsept danışmanı ve sunucusu Sevil Atasoy, "Kanıt Dizisi ve Olay yeri İnceleme" başlıklı bilgilendirme toplantılarının sonuncusunu Arnavutköy Polis Eğitim Merkezi'nde yaptı.

POLİSLERE MÜNEVVER DERSİ
Bir süredir polis adaylarına "Kanıt Dizisi ve Olay yeri İnceleme" başlıklı bilgilendirme toplantıları yapan adli bilimler uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy'a son olarak Arnavutköy Polis Eğitim Merkezi'nden davet geldi.

"Bayan Kanıt" yaklaşık bin polis adayına olay yeri incelemesinde yapılan ve hayati önem taşıyan hatalar üzerinde önemli açıklamalar yaptı. Atasoy konuşmasının bir bölümünü Münevver Karabulut cinayetine ayırdı.

Dünyanın her yerinde olay yeri incelemesi ve sonrasında yapılan çalışmalarda çok büyük hatalar yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Atasoy, her şeyin 2004 yılında Madrid'te gerçekleştirilen saldırıda başladığını söyledi. İspanya'nın başkenti Madrid'te, 2004 yılında düzenlenen bombalı saldırılardan sonra Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından olay yerinde parmak izleri bulunduğu iddiasıyla yanlışlıkla tutuklanan ABD'li avukat Brandon Mayfield, ABD hükümetine tazminat davası açmış 2 milyon dolar kazanmıştı. Atasoy, Amerikan istihabaratının olaya dahil olmasının ardından skandal ile neticelenen olay sonrasında parmak izi karşılaştırmasında da hata yapılabileceğini ve bu oranın bugünkü şartlarda ortalama binde 8 olduğunu söyledi.

KRİMİNAL LABORATUVAR KAPATILDI
Polis adaylarına çeşitli konularda nelerin yapılmaması ve yapılmaması gerektiğini anlatan Bayan Kanıt, bir soru üzerine Münevver Karabulut cinayeti'nden de bahsetti. Karabulut'un otopsisi sırasında iç çamaşırına başka bir cesetten sperm bulaşmasının sorumluları hakkında görevi kötüye kullanmak suçundan 3'er yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmasının önemli bir adım olduğunu belirten Prof. Dr. Sevil Atasoy, konuya ilişkin çok çarpıcı bir örnek verdi.

Houston Kriminal Laboratuvarı'nın DNA bölümünün, personelin yaptığı hatalar yüzünden kapatıldığını ve geriye dönük ne kadar inceleme var ise hepsinin yeniden gözden geçirildiğini anlatan Atasoy, "3 yıl aradan sonra, 2006 Haziran'ında yeni bir müdür, ikiye katlanan personel sayısı ile laboratuvarın yeniden faaliyete geçmesine izin verildi. Bir ülke, hata yapan bir polis laboratuvarını kapatacak cesareti gösteremiyorsa, bırakın DNA bankaları oluşturmayı, DNA analizlerini bile yaptırmak kimi zaman doğru olmayabilir" şeklinde konuştu.

KUMACILARA DNA TOKATI
Bayan Kanıt "Kanıt Dizisi ve Olay Yeri İnceleme" başlıklı verdiği dersin bir bölümünde TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'nun çalışmalarına da atıfta bulundu. Özellikle çocuğun cinsiyetinin erkek tarafından belirlendiğini yıllardır çeşitli platformlarda defalarca söylediğinin altını çizen Atasoy "Komisyon nokta atışı diyebileceğimiz çok önemli bir konuyu son günlerde sıklıkla dile getirmeye başladı. Bilimsel gerçekler eminim ki bu sorunun aşılmasında çok büyük katkı sağlayacak. Her şeyden önce erkek çocuk doğuramadıkları için suçlanan kadınlar DNA sayesinde aklanmış oldu. Böylelikle erkeklerin bu bahane ile eşlerinin üzerine kuma getirme çabalarının altında farklı bir gerekçe olduğu da ortaya çıktı. Yani gerçek neden kadının erkek çocuk doğuramaması değil. Bu konuya Kanıt Dizisi'nde yer vermiş ve cinsiyetin kesinlikle erkek tarafından belirlendiğinin altını çizmiştim" diye konuştu.